Geçmişimizden Kaçmanın Yanlış Yönleri

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 15:38

     İnsanoğlunun genel olarak düştüğü hatalardan birisi de geçmişten kaçmaya çalışmaktır. Kişi, yaşadığı tüm anılardan sonra her şeyi bir kerede silip yeni bir hayata açılma çabalarına girerek, şuanda kaçmaya çalıştığı bu anıların kendinden kopardığı vakitleri hiçe sayar. Bu durumu bir örnek üzerinde izah edelim.

   Beyaz. Işıltılı olarak benimsediğimiz ve sürekli kullandığımız bir kavram olmakla beraber yeni bir hayata başlama kararı aldığımız zamanlarda da temizliğini ve ışıltılı oluşunu korur ve “yeni beyaz bir sayfa açıp ilerlemeliyim” cümlesini kullanmamıza sebep olur. Oysaki dikkatinizi çekmeyi istediğim nokta şudur ki, içini yeni anılarımızla daha berrak bir şekilde doldurabilmek için açtığımız beyaz sayfanın içerisine yine siyah mürekkep ile yazacağız. Açtığımız beyaz sayfaların hiçbir öneminin olmasının en büyük sebebi, beyazın daima kirlenmeye esir bir renk olmasıdır. Bu nedenle dışarıdan bakıldığı zaman görüntüsünün daha temiz olacağına inanarak açtığımız sayfanın başarısız oluşunu gördükçe suç atacak birilerini ararız. Bazı zamanlar sayfamıza eklenen yeni karakterlerin bizi başarısızlığa uğrattığını iddia ederken, bazı zamanlar bu suçu yaratıcıda buluruz.

    Yalnız bu konu üzerinden ilerlemeden önce ek bir bilgi olarak şunu söyleyecek olursam, açtığımız sayfanın ilk görüntüsü, ne kadar iyi olursak olalım her zaman kirli olacaktır. Zira dışarıdan bakıldığı vakit anlaşılması zor olan anılar siyah mürekkep sayesinde bir kaosmuş gibi görünüyor olabilir. Detaylarına inip okuduğumuz zaman, o anıların ne kadar anlamlı olup olmadığına karar verebiliriz.

   Konumuza devam edecek olursak, bende bir iddiada bulunmak istiyorum. Başarısız oluşumuzun altında yatan gerçeklerin bir başkası olduğuna inanmıyor ve bunu kanıtlayabilmek için ne istediğimizi düşünmemiz gerektiğini savunuyorum. Keza beyaz sayfayı bize vermesi için yaratıcıdan veya bir başkasından isteyen kişi bizdik. Bunun elimize geçmesinde rol oynayan yaratıcı yahut bir insan da olabilir. Suçlu olanın onlar olduğunu düşünmeden önce isteklerimizin nelere yol açabileceğini hesaplamış olsaydık daha az isyankar ve sızlanmaya yönelik karakterlerden birisi olurduk. İsteklerimizin nelere yol açabileceğini hesaplamak çok önemli. Tıpkı aile kurmayı isteyen bir insanın hesaplaması gereken detayların varoluşu gibi. Kişi, yıllardır madde kullanıp vücuduna her türlü zararı vermiş biriyken yeni bir insanla karşılaşıp hemen yeni beyaz bir sayfa açmaya yöneliyor. O ana kadar evliliği aklından bile geçirmemiş bu insan açtığı sayfanın beyazlığına güvenerek tüm geçmişinden kaçıp yeni bir yaşamın kapısını aralıyor. Fakat tüm bunlardan önce isteklerinin nelere yol açabileceğini hesaplamaya başlayacak olursa, fiziki veya ruhsal sağlığını uğrattığı tahribatları göz önünde bulundurur ve gelecek zamanlarda bulunma ihtimali yüksek olan hastaneleri hesaba katıp açacağı beyaz sayfanın ne kadar beyaz olacağını veya ne kadar süre beyaz kalabileceğini görür. Bu nedenle isteklerinin nelere yol açacağının farkına varıp ilerleyen zamanlarda “eş” olarak gördüğü insanı  yarı yolda bırakmak zorunda kalacağından emin olur. Bunu göze alarak ilerleyen bir insan, açtığı beyaz sayfanın tekrar kirlendiğini görünce, yaratıcı veya diğer insanları suçlamadan önce kendisinin riskli bir oyun oynadığını bilir ve olaylara daha mantıklı bir yönden yaklaşmaya başlar. 

 Peki nasıl riskli oynanır?

  •     Hayatını berbat bir şekilde kendine zarar vererek geçirmiş insan evlenemez mi? Geçmişinden kaçıp yeni bir hayata tutunamaz mı? 

    Bu kişinin alması gereken bir karar olacağından değinmek istediğim nokta yalnızca geçmişten kaçmanın doğru olup olmayacağı olacaktır. Daha doğrusu geçmişten kaçıldığı vakit, nasıl bir beklenti içerisine girmemiz gerektiği işin en önemli kısmıdır. Yukarıda anlattığım konuda, beyaz sayfa açan kişinin her şeyin güzel bir şekilde ilerleyip sayfanın daimi olarak beyaz kalacağı beklentisine girmemesi gerektiğinden bahsettim. Kanımca, söz konusu olan kişi, yeni tanıştığı insanla beyaz sayfa açmak yerine kirlettiği ve de kirlettikçe ders çıkardığı siyahlara bürünmüş sayfaya devam etmelidir. Beyaz sayfanın üzerine siyah mürekkeple yazıp temizliğin içerisinde kir, kötülük oluşturup, bu durumu bir başarı ve huzur kaynağı olarak görüyoruz. Doğduğumuz zaman bizlere kirletmemiz için zaten beyaz bir defter verildi. O defteri, doğrularımız veya hatalarımızla yani yaşadığımız her şeyle siyaha buladık. Bırakalım bu durum öyle devam etsin.  Bırakalım da arka sayfalara kadar akıp siyahlaşıp, katılaşan mürekkep kazınarak içerisi beyaz olan harfler yazsın. Fiziki kuvvetimiz de yaşımıza indeksli ilerleyen bir kavram olduğundan dolayı yaşımız henüz küçükken kollarımızın da bir o kadar güçsüz olduğunu savunabiliriz. Bu nedenle elimizdeki ilk anı defterine yazdığımız mürekkep diğer sayfaları kirletemeyecek kadar hafif dokunmuştu. Yeni bir güne geçtiğimiz zaman sayfayı değiştirir ve hala bembeyaz oluşundan gurur duyardık. Maalesef ki büyüdük ve yaptığımız hataların boyutu kadar gücümüzde arttı. O deftere öyle baskı uyguladık ki ilk sayfaya yazdığımız kelimenin mürekkebi en arka sayfayı dahi siyahlaştıracak kadar kirletti. Günün birinde  evlenebileceğin bir insanla karşılaştığında, doğduğun zaman sana verilen kitabı genç yaşta bitirmiş olmaya yanıp geçmişinden kaçma! Sakın bu hataya düşüp de geçmişinden kaçıp karşındaki insanın defterinde yer almaya çalışma. Riskli oynamak kendi defterinden ve anılarından vazgeçip yeni kıyafetlere veya yeni kariyere sahip olmak demek değildir.

    Tüm defterlerin kirlenmeye muhtaç olduğuna inanıp, simsiyah deftere yeni hikayelerini bir iğneyle kazıyarak karanlığın aslında var olması gereken bir felsefe olduğunu insanlığa kanıtlayabilirsin. Böylelikle tüm o karanlığın içerisinden aydınlığın doğuşunu sağlarsın.

    Ek bir detayda şudur ki, simsiyah defteri iğneyle kazıyarak beyaz kelimeler üretirken o karanlığın içerisine bakıp hatalarımızı daha net görebiliriz. Böylelikle bir kez kurduğumuz cümleyi tekrar kurmak zorunda kalmayız. Çünkü geçmişiniz tam olarak gözlerinizin önündeyken, yeni bir tarih yazıyorsunuzdur…

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir