Ruh Bilimi Nedir ? Ruh Bilimi Bilim Olarak Kabul Edilebilir mi ?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 00:47

     Ruh Bilimi olarak geçen bu psikoloji aslında ruhu incelemiyor, hatta ruha dair hiçbir kısmı içerisinde barındırmıyor. Ruh bilimi,  ‘’Psikoloji’’ kelimesinin yunanca anlamına gelen ‘’Psike’’ ve bilim anlamına gelen ‘’Logos’’ kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkan ‘’Ruh Bilimi’’ adını almaktadır.

     Kısacası üniversitelerde bu alan üzerinden ders verilen Ruh bilimi aslında ruhu incelemiyor, hatta çoğu bilim adamı, yıllarca psikoloji üzerine çalışan nitelikli insanlar, Ruh Bilimini farklı şekillerde ele alarak anlatıyor. Ortada nesnel bir bilgi olmadığı için tamamen öznel görüşe göre şekillendiriyor; Bilim insanları.

      Aynı şekilde konu insan ruhu ve bilimi olduğu için geçmişte yazılan tüm makaleler günümüz teknolojisiyle yanlışlanabiliyor, dolayısıyla bugün yazılan bilimsel makaleler ileri ki dönemlerde değişmeyeceği garantisini veremez. Zira bilim de yerine delil olarak en doğrusu getirildiği müddetçe değişime açıktır.

      Günümüz biliminin sistematik olarak çalıştığını ve nesnel bilgileri alarak ilerlediğini biliyoruz. Ruh bilimi de sürekli değiştiği ve garantisi olmayan makalelere sahip olduğu için bilim tarafından ciddiye alınmıyor. Bilimin kendisinde aradığı kriterlere göre değerlendirecek olursak, bence işlerin bu şekilde yürümesi  gerekiyor zira  diğer türlü bilimin öznel sonuçlarla güncellendiğini göz önüne alırsak büyük sorunların ortaya çıkacağının garantisini kesinlikle verebiliriz.

     Artık günümüz teknolojisi ve nöro bilim sayesinde tüm beyin faaliyetleri görüntülenip, yapılan tüm incelemeler, bu görüntüler sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Güvenilirliği test edilemeyen bilimin nesnel kanıtı olarak bunu örneği gösterebiliriz. Tamamen ayrıntılarıyla sunulan bilime şuanda sahip olduğundan daha doğru bir delil getirilmediği sürece reddetmeye kimse yanaşamaz.

      Ancak üzerinde tartışılan bir konuda şudur ki, beyinde gözlenebilen veriler psikolojinin bir faaliyeti midir ? yoksa bir sonucu mudur ? Örneğin depresyonda olan bir birey, beyninde salgılanan hormonlar nedeniyle mi bu hale gelmiştir yoksa, soyut olarak gerçekleşen değişiklikler mi kişinin beyninde buna neden olmuştur? Şöyle bir ihtimal dahilinde de düşünülebilir ki her iki durum da birbiriyle etkileşime geçerek kişiyi bu duruma sürmüştür.

       Bu konuya günümüz teknolojisiyle cevap vermek mümkün olmadığından bu konuya genel olarak öznel yargılarla yaklaşılmıştır.Teknolojimizin ve bilimimizin sahip olduğu inceliklerin boyutu her ne kadar ileri düzeyde olsa da bu soruyu cevaplamak oldukça güçtür. Nedeni ise beynimizin, yüzyılların geçmiş olmasına aldırmayıp sahip olduğu muazzam sırlarını henüz tam anlamıyla dış dünyaya yansıtmamış olmasıdır. Kısacası beyin hakkında o kadar detaylı bilgilerimiz maalesef ki henüz tam değil.

       Psikoloji, ruh bilimi yada bir diğer adı olan davranış bilimi sürekli değişken bir yapıya sahip olduğu için tamamen açıklanabilir bir yola ulaşmak pek mümkün görünmüyor. Diğer taraftan fizik matematik gibi terimlerin neden sabit olduğunu  ve neden sabit olduğunu yukarıda bahsettiğimiz detaylardan anlayabiliriz, ancak ruh bilimi başlığı altından ilerleyecek olursak konu daha çok sosyalliğe ve henüz saptanamamış kriterlere göre değişiyor. Sosyallik sonucu da bilimselliğin dışına doğru kaçmaya başlayınca vereceğimiz cevabın öznel olması kaçınılmaz oluyor.

     Bu durumun en güzel örneği ‘’Bilinç dışı’’ kavramıdır. Bir çok insan Sigmund freud’u tanır, Freud psikoloji biliminin kurucusu olarak geçer ancak çoğu kişi, Freud’un bilgilerinin kesin olmadığını öne sürer. Üniversitelerde dersleri görüldüğü halde, sunulan bu bilgilerin alt yapısı psikoloji olduğu için kesin konuşamayız.

     Freud’un makaleleri, üniversiteler tarafından onay görmüş olup, bir çok kuramcı tarafından kabul edilen bilinç dışının gerçekten var olup olmadığı bilimsel camiada hala şüpheyle yaklaşılan bir konudur.

     Sonuç olarak psikolojinin yüz yıllık bir tarihi olan bilim dalı olduğunu ve keşfedilenlerin yanında henüz keşfedilmeyenlerin de olduğunu göz önünde bulundurursak psikolojinin henüz emekleme evresinde olduğunu söyleyebiliriz.

Konunun Sorusu :

Sizce Beyinde gözlenebilen veriler psikolojinin bir faaliyeti midir ? Yoksa bir sonucu mudur ?

Etiketler:, , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir