Yalnız Olmak ve Yalnızlığın Çeşitleri

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 00:00

     Yalnız olmak, bazen içerisinde bulunabilmek için emekler harcadığımız bir kavramken bazen farkındalık sayesinde güzel olmaktan çıkıp, hepimizi içten içe kemirip her şeyi kaybetmemize sebep olan bir kavrama dönüşür. Burada dikkatinizi çekmeyi istediğim nokta her iki seçeneğin de bizim seçimlerimizin sonucu olduğudur. Yaşadığımız bazı zorluklardan dolayı, zaman zaman insanlardan tiksinir her şeyden ve herkesten uzak kalmayı tercih ederiz. (tabi ki bu zorlukların boyutu pek önemli değil, benim için önemli olan bu durumu değiştirebilecek tek şey zorluğun ne olduğudur). Bu durum bizler için belirli bir süre boyunca herhangi bir sorun teşkil etmiyor çünkü, yalnızlık kararı aldığımız zaman ya da bu kararı almak zorunda bırakıldığımız zaman, o güne kadar dizdiğimiz tüm taşları yıkmayı göze alacak kadar körelmişizdir. Sorun teşkil etmiyor dememdeki amaç bu durumun o an için en gaziantep escort  iyisi olduğunu savunmak değil bizim yalnızlığı iyi bir kararmış gibi görmemizde ki körlüğü göstermekti. İkinci bir seçenek olarak farkındalık sayesinde bu durum bizim için güzel olmaktan çıkar diyorum zira yalnızlığı seçerek kendimizi içerisine kapatmaya çalıştığımız karanlığın ne olduğunu görebilecek konuma gelmişizdir. Velhasıl yalnızlık, farkındalığın var olmadığı noktadan yeşerip, büyür ve insanı kendi karanlığının içerisinde hapseder. Kişisel gelişimini kendisinden ırak bırakıp kendi öz farkındalığının gelişmesini engelleyen kişinin içerisinde oluşan yalnızlık, kendi seçiminin eseridir. Zira kendisini geliştirmeyi seçen bireyde oluşan farkındalık yalnızlık, kavramının zihninde büyümesine izin vermeyecektir. Tam tersinin yaşanmasını sağlayan birey, kendi seçimlerinin sonucuna katlanarak yalnızlığı yaşamaya sürüklenmeye başlar. Ne kötüdür ki, seçim yapması gereken tek nokta farkındalığının fikirlerinde gelişip gelişmemesini doğrulamak değildir. Bundan sonraki aşamada ise yalnızlığın oluşturmayı isteyeceği 2 evreden birisini seçmek zorunda kalır.

  1. Kendi zihninin içerisinde yalnız olmak. (Kalabalıkta yaşarken yalnız olmak)
  2. Tamamen her şeyden arınarak yalnız olmak

     Yazımın en başlarında yalnızlığın tanımını yaparken her şeyi kaybetmekten söz etmiştim. Bunun nedenini yukarıda verdiğim 2 maddeden açıklamak istiyorum. Öncelikle 1.maddeden ilerleyelim.

Kendi zihninin içerisinde yalnız olmak

    Hepimiz biliriz ki insanların attığı her adım, yapmayı düşündükleri her şey kendi geçmişlerinin birer yansımasıdır. Bu tıpkı özgürlük tanımının ironisi gibidir. Kişi özgür olduğunu iddia ederken bile geçmişten öğrendiği bilgileri kullanarak size bunu iletir. Özgür olduğunu savunabilmek için iletişim kuracak bir yol seçiyor ve bu kullandığı dil bile olabilir. Seçtiği bu yol ise tamamen geçmişine bağlı olarak geliyor. Sahip olduğu sınırsız özgürlüğü bile savunurken bir başkasının ürettiği alfabeye sınırlı kalmaları bana her zaman ironik gelmiştir. Demek istediğim, geçmişimiz bizi her zaman takip eder. Yalnızlığı seçmek ise özgürlüğünü savunurken bile kullandığı dil sayesinde geçmişine bağlı kalmak zorunda olan insandan daha komiktir. Zira o kişi bile geçmişini reddetmesini gerektirecek bir duruma sokmuyor kendisini. Yalnız olmayı seçen bir insan işte tam olarak bu durumun içerisinde bulunuyor. Buraya kadar anlattığım kısım bu paragrafın en başında kurduğum cümleyi daha net açıklayabilmek içindi. O konuya gelecek olursak şunu söyleyebilirim,

    Hepimiz büyüyor, okuyor, arkadaşlıklar kuruyor ve çevre ediniyoruz. Tüm bunlar bizim geçmişimiz oluyor. İlerleyen zamanlarda sadece yaşadığımız bazı zorluklardan dolayı tüm geçmişimizi biranda reddedip yalnızlığa gömülmek ne kadar mantıklı? Yukarıda verdiğim ufak çaplı paradoksun bile bir açıklaması varken yaşadığımız onca anıyı çöpe atmanın bir açıklaması yok. Bizler zaten bu anıları kazanabilmek için yaşıyoruz. Bizlere verilmiş bir ömür var ve bu ömrü bitirmeye yaklaştığımız her saniye bir anı kazanıyoruz. Tüm ömrümüzün tek manası bu anıları kazanmak ve ölüm çizgisine ulaşmak. Ömrümüzün en büyük amaçlarından birisi olan “anı kazanma” kavramını sadece bir kaç sorun yaşadık diye silip atmak yaşadığımız onca şeyi çöpe atmaktan farksız. Bazılarınız bu dediklerime henüz anlam veremiyor olabilir fakat şu detayı görmemiz gerekiyor;

      Senelerce okul okuyup bir şirkette işe girdiniz ve orada edindiğiniz bir çevre var. Bu konuma gelmek için verdiğiniz onca emeği unutmak mantıklı gelmiyor değil mi? O an bizlere basitmiş gibi geliyor olabilir fakat o konuma gelebilmek için yıllarımızı harcadık. Kimi zaman kafamız karıştı pes etmenin eşiğinden döndük. Eğer zamanında pes etmiş olsaydık bugün yaşadığımız bu güzel anıları sırf üniversitedeki gördüğümüz zorluklar yüzünden reddetmiş olacaktık. Fakat pes etmedik ve bugün o şirkette çalışıyoruz. Bunu ise tam anlamıyla geçmişimize borçluyuz. O şirkette edindiğimiz dostlukları bile geçmişimize borçluyuz. Genel anlamda bakacak olursak orada edindiğimiz dostluk koskocaman bir ömre sığıyor elbette lakin siz yakın bir geçmiş olarak 1 saati bile görebilirsiniz. Son 1 saatteki işinizi erken bitirip yeni biriyle iletişime geçtiniz ve bir dostluk kurdunuz. Yakın geçmişinize borçlusunuz. Bu örüntü bu şekilde devam edip gidecektir. Bizim yakalamamız gereken ayrıntı şudur, yaşadığımız onca zorluktan dolayı edindiğimiz tüm dostlarımıza sırtımızı dönüp, aslında o şirketin içerisinde bulunup ama zihnen oradan uzaklaşmaya çalışıyorsak geçmişimizi reddetmeye çalışıyoruzdur. O dostları edinmek için koskocaman bir ömür tükettik ve şimdi ufacık sorunlar yüzünden hepsinden ve her şeyden vazgeçmemeliyiz.

Tamamen her şeyden arınarak yalnız olmak

     Yukarıda verdiğim ilk örnekteki her şey burada da geçerlidir. Zira zihnen de olsa tamamen de olsa yalnızlığı seçmek geçmişinizi unutmaya çalışmaktır. Fakat bu seçeneğin bir farklılığı daha var. Ona gelelim direk. Buradaki en büyük farklılık kişisel olarak aldığımız zararın boyutudur. Yani elbette şirketin içerisinde bulunup zihnen yalnız kalmak her şeyden önce geçmişimize zarar veriyor olsa da huzurumuzu bozan bu durum sağlığımıza da hasar verecektir. Lakin tüm her şeyden arınmak, insanlığa verilmiş bazı değerleri tam anlamıyla kullanmamaktır. Şirketin içerisinde bulunmak kötünün içerisinde görünen iyi bir detaydı. Fakat ya orada olmayı bile seçmediysek ? İnsanlara doğdukları zamandan beri verilen bazı özellikler var ve bu özellikler konuşmak, iletişim kurmayı istemek, dokunmak gibi detaylandırılabilen özelliklerdir. Söz konusu olan kişi zaten o şirketin içerisinde olmayı bile seçmeyi reddetiyse bu özelliklerin pek çoğundan mahrum kalmaya başlar. Bu durumda insanın kendi sınırlarını zorlamasına sebebiyet verir. Karakterlerin tanımı adlı konumda ruhsal ve fiziki olan hastalıkların oluşma sebebini açıklamıştım. O makalemde sınırların oluşma evresini anlatıyordum. Burada bahsetmek istediğim nokta ise oluşan bu sınırların zorlanmasının ortaya dökeceği sonuçlardır. Yani pek çok insani özelliğinden vazgeçmeyi seçmiş yalnız kişi hem zihnen hemde fiziki açıdan yalnız kalacağından tam anlamıyla kendi insani sınırlarını zorlamaya başlar. Bu durumun ortaya dökeceği sonuçlar pek iç açıcı olmayacaktır. Yalnızlık, çok basit veya bazılarınız tarafından havalı görünüyor olsa da bu kavram, bence tam bir aptallıktır (ender durumlar dahil değil).  Zira bize verilmiş olan tüm ömrü sadece kötü hissettiğimiz için umursamamışızdır. Yaşadığımız tüm geçmiş sadece canımız yandığı için anlamsızlaşmıştır bizim için.

Üstelik ikinci bir atış şansı olmayan insanın ölüm çizgisine ulaşmadan önce hayatını gerçekten çok anlamlı yaşaması gerekiyorken, bir köşeye geçip insani özelliklerinden mahrum kalmayı beklemek, vahşileşip kendi ruhsal ve fiziki sağlığını bozmaya çalışmak ne kadar mantıklı olur buna da siz karar verin.

Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

izmir escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort